DOKUMACILIK
Denizli'de dokumacılığın kökeni, Antik dönemlere dayanır. Bu temel
uğraş, Çürüksu ve Büyük Menderes vadilerinin, Türkler tarafından iskan
edilmesinden sonra da gelişerek devam etmiştir. Dokumacılığı, genellikle
kadınlar yapmaktaydı. Çürüksu ovasında yetiştirilen kaliteli pamuklar,
iplik haline getirilir; ceviz yaprağı, soğan kabuğu, palamut, sumak,
mazı, birçok ot ve köklerden elde edilen boyalarla renklendirilmekte,
yörede beslenen uzun ve ince tüylü bir koyun cinsinden elde edilen
yünlerden de zarif yünlü kumaşlar dokunurdu. Her iki türdeki iplik
elyafının iyi nitelikli oluşu ve kuvvetlice eğrilmesi, kumaşın kaliteli
ve uzun süre dayanmasını sağlıyordu.
Bu
kumaşlar yapıldıkları kentin adı ile anılır, yurtiçi ve yurtdışı
pazarlara da ihraç edilirdi. İbni Batuta'ya göre burada eşi benzeri
olmayan altın işlemeli pamuklu elbiseler dokunurdu. Osman Gazi'nin
kişisel eşyaları arasından, Denizli tülbentleri, saray kadınları için iç
çamaşırlık ince beyaz bezler, bayraklık kırmızı kumaşlar, şalvar
çıkmıştır.İshak Fakih, XlV.yy.ın ikinci yarısında Osmanlı Sultanı l.
Murat'a ve Germiyanoğlu Süleyman Şah'ın kızının Yıldırım Beyazıt ile
evlenmesi nedeniyle, Denizli'den alemli ak bezler alındığını
söylemektedir. XVll.yy.da Denizli'yi ziyaret eden Evliya Çelebi'de,
Akdağ'ın beyaz pamuk bezinin, Acem ve Musul bezinden daha ince olduğunu
yazmaktadır. Bu ifadesine göre, kumaşların o dönemde dünyada üretilen
kumaşlarla yarışacak düzeyde olduğu anlaşılıyor. XlX. yy.ın başlarına
değin Denizli'de dokumacılık gerçek bir sanat niteliği taşımaktaydı. Bu
dönemde bölgedeki bez gereksinimini, tamamıyla yöredeki üreticilerkarşılıyordu.
Osmanlı İmparatorluğu'nun açık pazar durumuna gelmesinden önce
Denizli'de yetiştirilen pamuk, geleneksel yöntemlerle işlenirdi. Dokuma
için gerekli iplik bu yolla sağlanırdı.Daha sonra çoğu İngiliz kaynaklı
iplik ve pamuklu dokumaların ithali, pamuk üretimini ve el
dokumacılığını olumsuz etkiledi. Yerli kumaşlar ithal malların rekabeti
ile karşı karşıya kaldılar. Denizli'ye ilk yabancı dokuma 1872'de girdi.
Japon ürünlerinin yerli ürünle rekabeti 1920 lerin sonlarına değin
sürdü.
1914'ten önce Denizli dokumaları renk ve desenleriyle üstün nitelikte
ürünlerdi. Her bölgenin ünlü dokumaları olduğu gibi, kimi ustaların
kendi adlarıyla bilinen ürünleri de bulunuyordu. 1. Dünya
Savaşı'nda
askere giden ustaların yerleri boş kalmış, dokumacılık yer yer
durgunlaşmıştır. Yumağını bitirmeden askere giden ustaların yumakları,
yıllarca asılı kalmış, bu işi devam ettirecek usta bulunamamış ve kimi
yerlerde dokumacılığı kadınlar sürdürmüştür. Savaş sonunda sağ kalabilen
ustalar geri dönerek bu sanatı canlandırmışlarsa da eski niteliğine
ulaşamamıştır.
El dokumacılığı bu dönemde yaygın biçimde evlerde ve atölyelerde
yapılmaktaydı. 1927'de dokuma tezgahı olmayan ev yok gibiydi, ayrıca 423
dokuma atölyesi vardı.
Denizli merkezi dışında, Buldan, Sarayköy, Babadağ, Tavas, Kızılcabölük
ve Kale'de köklü, gelişmiş bir dokumacılık bulunmaktadır. Özellikle
Babadağ, Kadıköy dokumalarıyla, Buldan ise beziyle Anadolu'da ün
salmıştır. Dokumacılığın büyük çoğunluğunu yatak çarşafları ve alacalar
oluşturur. Basmacılık ve kuşakçılık en gelişmiş tekstil dallarından
biriydi. Ayrıca kimi köylerde yünden �Kılçar� denilen şalvarlık
dokunurdu.
Serinhisar'da yünden menevrek, kılçar, çakşırlık, kara kuzu yönünden
şalvarlıklar dokunurdu. Bekilli ve Çal'ın Ortaköy köyünde ak bez ve
alaca bezler imal edilmiştir. Bürgü, bohça, perde, yastık kılıfı
işlemeleri Buldan ve diğer bazı köylerde üretilmiştir. Güney ilçesi
Eziler ile Çal'ın Süller kasabasında halı ve kilim dokumacılığı
gelişmiştir. Halı, kilim, heybe, torba, çul, çuval, seccade gibi kaba
dokuma sanayi ürünlerinin tarihi de çok eskilere dayanmaktadır.
Halıcılık, Yatağan, Bozkurt, Çal ve ilçelerinde gelişmiş bir sanattır.
Süller kasabası da kilimleri ile ünlüdür.
Acıpayam'ın Yeşilyuva kasabasında 1960 dan önceki yıllarda yolluk,
kilim, heybe ve torba dokuyan basit tezgahlar bulunmaktadır. Bu ilkel
tezgahlarla kasabanın ihtiyacı karşılanırdı. Bu dokumalardaki ipler
evlerde eğrilir ve boyanırdı. Bugün kasaba yün ip boyama ustaları vardır
ve eski yöntemle ipleri boyamaktadırlar. Kadınlar da kilim ve yolluk
dokumaktadırlar.
DERİCİLİK
Denizli yöresinde dericilik sanatı da dokumacılık kadar eskidir. Bu
uğraş Türkmen Boyları'nın, Denizli yöresine yerleşmelerinden sonra daha
da değer kazanmıştır. 1071'de Türklerin Honaz kalesini ele geçirmeleri
ile burada ilk yöresel Türk dericilik faaliyetinin temeli atılmıştı. Her
ne kadar Denizli dericiliğinin kuruluşu Ahi Evran ile başlatılmakta ise
de, Ahi Evran Denizli'ye geldiğinde yörede gelişmiş bir deri sanatı
bulunmaktaydı. Ahi Evran'a bağlı şeyhlerden Ahi Kaysar, orta çağda
dericiliği Acıpayam'a bağlı Yeşilyuva'da tesis etmişti. T.Toker,
debbahlığın piri olarak bilinen Ahi Evran'ın kendi adıyla kurduğu
teşkilatın 32 iş koluna ayrıldığını yazar.
Dericilik genellikle bol akarsu olan yerlerde yapılırdı. Bunlar arasında
il merkezi, Honaz, Yeşilyuva ve Buldan ilçesine bağlı Narlıdere köyü,
tabakçılık ve çizme yapımında gelişmişti. Osmanlı döneminde de önemini
koruyan bu sanat, ayakkabıcılık, çizme, cilt, silah aksesuarı ve
saraçlık olarak gelişmişti. Hayvan koşumları ve eğerleri, deri ve
köseleden üretilmekteydi. Elvan deri olarak nitelendirilen deri
örnekleri arasında siyah, kırmızı ve sarı renkler ünlüydü. Yakın bir
zamana kadar bu renk derilerden kadınlara, genç kız ve gelinlere Hitit
tipinde burnu kalkık, pullu ve işlemeli zarif terlikler yapılırdı.
Yeşilyuva geçmişte olduğu gibi günümüzde de önemli bir dericilik
merkezidir. XlX. Yüzyılda kasabanın alt eteklerine değin akan ve kentin
ortasından geçen Cilhan ve Macar dereleri boyunca, yüzlerce tabakhane
kurulmuştur. Bu tabakhanelerde işlenmiş olan, kösele, sahtiyan ve meşin
gibi deri ürünler Konya, Antalya, Girit, Rodos, Muğla ve İzmir'e
gönderilmekteydi. Günümüzde de yöre insanı geçimini çoğunlukla
ayakkabıcılıktan sağlar ve hemen her evin küçük bir ayakkabı
imalathanesi bulunur. Daha önceleri elle dikilen ayakkabılar günümüzde
teknolojik gelişmeyle birlikte yerini makinelere bırakmıştır. Geçmişte
bir ayakkabının her aşamasını kendileri yapan ustalar bugün sadece
belirli bir parçasını yapmaktadırlar. Böylece ayakkabıların belirli
bölümleri üzerinde ustalaşma olmaktadır. Bu durum daha seri ve
istenilen niteliğe yol açmıştır. Bu aşamalar saya kesimi, saya
traşçılığı ve saya dikimidir. Yeşilyuva, günümüzde Türkiye'nin kösele
ihtiyacının % 80'nini karşılamaktadır. Ayakkabıcılık, ayakkabı kesme,
taban yapıştırması, freze, fora, boyama ayrı ayrı işler haline
gelmiştir. Bu mesleğe bağlı olarak semercilik, saraçlık meslekleri de
yaygındır
DESTİ ve BARDAK YAPIMCILIĞI
Testi,
toprak bardak, küp, saksı Serinhisar ilçesinde
çok eski
yıllardan beri devam eden bir sanat
dalıdır.
Yörenin kırmızı toprağı, bardak yapımcılığına uygun olduğu için, bu
sanat dalı ilçede gelişme göstermiştir. Testi ve bardak yapımcılığı çok
uzun ve zahmetli bir iş olduğundan, yeni yetişenler bu mesleğe ilgi
göstermemektedir.
URGANCILIK
Serinhisar
ilçesinde urgancılık ata mesleklerinden biri
olup, varlığını günümüzde
de sürdürmektedir.
Bu işi genellikle kadınlar yapmaktadır.
Erkeklerde üretilen urganların pazarlama işiyle uğraşmaktadırlar.
BAKIRCILIK
Bakır işlemeciliği geleneksel el sanatlarımızdan
olup, Denizli merkezindeki Kaleiçinde yüzyıllardan
beri varlığını sürdürmektedir. Burada birçok sofra
takımı, çanaklar, iliştirler, kaşık, kepçe, kevgir,
sini, leğen, yemek tencereleri, kazanlar, ibrik vb. mutfak eşyaları imal
edilmektedir.
Günümüzde bu sanatı sürdürenlerin sayısı oldukça azdır. Bakırdan yapılan
mutfak malzemelerinin yerine çelik, alüminyum, porselen, çinko ve
plastik gibi maddelerden yapılan daha ucuz ve kullanışlı kap kacaklar
almıştır.
Günümüzde bu sanatı devam ettiren ustalar çoğunluğu turist
olan bakırdan yapılan süs eşyacılığına yönelmişlerdir.
TARAKÇILIK
Yatağam Kasabasında camız ve koç boynuzlarından kadın tarağı
yapılmaktadır. Günümüzde plastiğin revaşta olması ve boynuz bulunamaması
nedeni ile meslek yok olmaktadır. boynuz körüklü ocakta ısıtılarak
işlenmektedir. boynuzdan yapılan tarağın tırnaklarının insan saçındaki
elektiriklenmeyi aldığı bilinmektedir.
SEMERCİLİK - SARAÇLIK
Son yıllarda Tarımda makinalaşmanın Artmasına bağlı olarak
yük ve iş hayvanı kullanılmamaya başlanmıştır. dolayısıyla eskiden
bunlara bağlı olarak çok yaygın olan semer yapımcılığı ve saraçlıkta
oldukça azalmıştır. Özellikle gezici ustalar tarafından içra edilen bu
sanat kurulan eski pazarlar ve merkezi dükkanlarda icra edilmekteydi.
Yeşilyuva Çivril ve Çal ilçelerinde semercilik yaygın bir sanat iken
üretilen derilerden yapılan koşum takımları süsler ve günlük kullanım
eşyaları yok olmak üzeredir.
TEL KIRMA ve GÜMÜŞ İŞİ
Tavas Yöremizde yaygın olarak işlenmektedir. Ham maddesi tel aolan bu
sanat kadınlar tarafından gerpetle tül yada tülbenteişlenir. Oldukça
ince ve pahalı olan bu işlemin mihraplı, elmas ,makaslı ,sepeleme,
muskalı, yıldızlı, yapraklı, tıtıl sarmalı gibi motif türleri vardır.
gelinlerin çeyizlerinde bulunan bürgü yada örtülerde muhakkak bir tel
kırma işi bulunmaktadır. İlimizde sadece Tavas yöresinde yapılan tel
kırmaya rağbet çok olmaktadır.
Çivril ilçesinin Beyköyü küçük ev atölyelerinde gümüşcülük
yapılmaktadır. takı ve süs eşyası olarak yüzük, küpe, kolye vb. gibi bir
çok ürün imal edilir.
İĞNE
İŞLERİ
Bütün yörelerimizde hanımlar tarafında yapılmasına rağmen Tavas
yöresinde bir el sanatı ve sektör haline gelmiştir. özellikle çeyizlik
üerünlerde tığ ve iğne oyasının çokluğu göze çarpar. Motiflerde çok
şeşitli figürler kullanılır.
AĞAÇ İŞLERİ
Ağaç
işleri ilimizin ormanlık yörelerinde daha yaygın olarak yapılmaktadır.
Tarım ve hayvancılığa bağlı olarak günlük kullanıma yönelik ağaç ürünler
yapılmaktadır.
Kaynak: www.Denizli.gov.tr
|
|